İRAN'A NASIL GİTTİK?

İran’a nasıl gittiğimizi ilk paragrafa özetleyip sonra detayları paylaşmak istedim: Tur tarihine yaklaşık 2 hafta kala Van hareketli turumuzu aldık, sonra TCDD’nin sitesinden uygun tarihli Van Gölü Ekspresi bileti araştırmaya başladık ve biraz da şans yardımıyla boş bir kompartman bulduk, tren İran gezisinden 3 gün önce uygundu. Biz de bir gece Bitlis Tatvan’da, bir gece de Van’da konaklamak üzere otellerimizi ayarladık, son olarak da turdan dönüş günümüze Van’dan Ankara’ya uçak biletimizi aldık ve gezi hazırlıklarımız tamamlanmış oldu. Hazırlıklardan hep ''biz'' diye bahsettim ama… Aslında bunların hepsini babam yaptı 😍


TUS sınavıma 2 hafta kala babamın ‘Sınavdan sonra bir İran mı gezsek?’ teklifini sunmasıyla İran maceramız başladı. Hatta tüm planları babam yaptı diyebilirim, İran’a Van’dan gezi düzenleyen güvenilir bir tur firması buldu, Van Gölü Ekspresi tren biletlerimizi ve dönüş için uçak biletlerimizi aldı, Tatvan ve Van’da otellerimizi ayarladı. Bana sadece gezi heyecanı duymak ve gezeceğimiz yerleri araştırmak gibi işin en tatlı kısımları kalmıştı.

Biz gezimizde Ayanis Tur’u tercih ettik, işlerini kesinlikle profesyonelce yapıyorlar. Benim pasaport sürem bitmek üzere olduğu için 3 günlük Hoy-Tebriz-Urmiye turuna katıldık fakat tadı o kadar damağımızda kaldı ki 9 günlük Büyük İran Turu’na katılamamış olmaya hala üzülüyorum.

Seyahatimiz 18 Nisan saat 11.25’te Ankara Tren Garı’ndan Van Gölü Ekspresi ile başladı. 26 saat sürmesi planlanan tren yolculuğu 30 saatten daha uzun sürdü ve akşamüzeri Tatvan’a vardık. Bu uzun yolculuk kulağa yorucu gibi gelse de bence aslında oldukça dinlendiriciydi. Yol boyunca manzaraları izlemek, müzik dinlemek, kompartmanınızdaki yatakta yolu seyrederek uzanmak oldukça keyifli. Tabii ki negatif yönleri de var, yolculuğun sonlarına doğru tren tuvaletleri inanılmaz kirleniyor, trenin yemek vagonundaki görevli de inanılmaz kavgacı biriydi, bizimle kavga etmedi ama yaydığı enerji ve diğer yolcularla tartışmaları yüzünden çay kahve keyfimiz zehir oldu diyebilirim. Ve tren yolculuğu beklediğimizden bu kadar daha uzun sürmeseydi Bitlis’i de gezebilecektik ama kısmet değilmiş diyelim…

Van Gölü Ekspresi'nden bir manzara

Trenden inip otelimize yerleştik ve Tatvan’ı keşfe çıkmaya hazırlandık. Bu geceyi Tatvan Park Hotel’de geçirdik ve konumuyla, temizliğiyle, çalışanlarıyla gerçekten çok çok iyi bir otel herkese tavsiye ederim.

Otelden dışarı adımımızı atar atmaz felaket bir yağmur başladı. Yine de Van Gölü kenarına kadar gittik, göl kenarı yürüyüş için güzelce düzenlenmiş ama havadan mı bilinmez, bizden başka hiç kimse yoktu ve göl kenarındaki kafeler de kapalıydı. Biraz etrafımıza bakınıp açlığımıza ve hava şartlarına yenik düşerek bir restoran aramaya başladık. Niyetimiz Büryan kebabı denemekti ama yine şansımız yaver gitmedi, muhtemelen bayram çok yakın olduğu için internette önerilen büryancıların hepsi kapalıydı ve yolumuz Altın Şiş Lokantası’na düştü. Buradan çok memnun kaldık, etleri çok lezzetli ve çalışanları inanılmaz kibardı. Yemekten sonra Tatvan’ın ana caddesi olan Cumhuriyet Caddesi’nde biraz yürüdük, hava beklediğimizden soğuk olduğu için anneme bir hırka aldık ve otelimize döndük.

Tatvan-Van Gölü kıyısı
Ertesi sabah otelde kahvaltımızı ettikten sonra çıkıp göl kenarında biraz daha gezinip (ve yine göl kenarında sadece ama sadece biz vardık) Van’a geçmek üzere otobüs bulma çalışmalarına başladık 😊 Otobüse Tatvan Otogarı’ndan binmenin daha kolay ve güvenli olacağını düşünerek gara gitmek üzere bir taksiye bindik. Taksici bize Van’a giden otobüslere şehir merkezindeki yazıhanelerden binmenin daha rahat olacağını söyleyip (bu bilginin doğruluğunu tam teyit ettik diyemem ama sanırım gerçekten insanlar Tatvan’dan Van’a sıklıkla taksicinin dediği şekilde gidiyor) bizi bir yazıhanede indirdi, 10-15 dakika bekledikten sonra Van’a giden bir araç bizi aldı ve göl manzaralı yaklaşık 3 saatlik bir yolculuğun ardından hedefimize ulaştık.

Van’da otel ararken şöyle bir sorunla karşılaştık: aynı tarihte Amerika’da yaşayan ve İran’a girişi yasaklı olan bir sanatçının, yanılmıyorsam sanatçının ismi Shadmehr Aghili, Van’da konseri olduğu için yaklaşık 3 bin İranlı konsere gelmiş ve otellerde bu tarihte yer bulmak çok zor oldu. Laçin Apart Hotel isimli, bir binası apart bir binası normal otel olan bir otelde, apart binasında yer bulduk ama otelden memnun kalmadık. Hem temizlik açısından güven vermedi hem de ertesi sabah İran’a gitmek üzere uyandığımızda suların kesik olduğunu fark ettik, bu sorunu ilettiğimizde ‘Biz ne yapalım?’ tarzı bir tavırla karşılaştık fakat tüm müşterilerden şikayet gelince bir anda binanın altında su deposu olduğunu ‘hatırlayıp’ deponun vanasını açtılar ve sorun çözüldü.

Van’a ulaştıktan sonra otelimize eşyalarımızı bırakıp şehri biraz turladık ve bizimle İran turuna katılacak olan kuzenim Nazlıcan’la buluştuk. Van sokakları hayatımda gördüğüm en kalabalık sokaklardı, muhtemelen hem konser için gelen İranlılar hem de bayram alışverişindeki Türkiyeliler sokakları doldurmuştu. Bu akşam yemek için İkizler Lahmacun’u tercih ettik. Muhtemelen iftar kalabalığından oluşan bir karmaşıklıkla restorandaki herkes farklı siparişler vermiş olmasına rağmen herkese kuşbaşılı kaşarlı pide servis edildi, itirazlar neticesinde yine kimsenin siparişine uymayan kıymalı kaşarlı pideler gelmeye başladı ve bu olaylı eğlenceli servisle karnımızı doyurup yine Van merkezde biraz dolaşıp otelimize döndük.

Heyecandan uyuyamadığım bir gecenin ardından sabah 6’da kalkıp otelde kahvaltımızı yaptıktan ve suların kesik olmasına biraz sinirlendikten sonra bizi otelden almaya gelen tur aracımıza binip Kapıköy Sınır Kapısı’na doğru yola çıktık.

İran gezimizin detayları için İran’da Üç Gün isimli diğer bir yazıma bakabilirsiniz 🎊💮😊

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder