ERASMUS Gezi Günlüğü
– 10
Erasmus’un bitmesine sayılı
günler kala, Rijeka’ya otobüsle yaklaşık 4 saat mesafedeki bu tatlı şehri de
görmeye karar verdik. Yaklaşık 285 bin nüfuslu ve bizim gibi 5 milyon kişinin
yaşadığı Ankara gibi bir yerde yaşıyorsanız oldukça küçük sayılabilecek Graz,
Avusturya’nın Viyana’dan sonraki ikinci büyük şehri. Bir tam günde rahatlıkla gezebilecek bir şehir, vaktiniz varsa bir gece de konaklayarak iyice tadını çıkarabilirsiniz.
Sabah 10 sularında P&R Webling
isimli otogara indik ve eşyalarımızı hostelimize bıraktıktan sonra şehri
gezmeye karar verdik, hostel zaten merkeze yaklaşık 15 dakika yürüme
mesafesindeydi. Otogardan hostelimize ve merkeze giden otobüsleri, gelmeden
araştırıp tespit etmiştik fakat bir sürprizle karşılaştık. Duraklarda belediye
otobüsleri için biletleri nerelerden alabileceğimiz yazıyordu: büfelerden,
bilet makinelerinden veya GrazMobil uygulaması üzerinden alabilirdik. Sorun
ise, otogarda olmamıza rağmen herhangi bir bilet makinesi veya büfe olmaması,
yurtdışında olduğumuz için de hattımızın internetini kullanamamamızdı. Neyse ki
yakınlarda bir AVM’nin wifi’ına bağlandık. Bu sefer de GrazMobil uygulamasının
azizliğine uğradık çünkü normalde yurtdışı alışverişe ve internet alışverişine
açık olduğunu bildiğimiz en az 6 7 kredi kartının hiçbirini uygulamaya
beğendirip kabul ettiremedik. Ailelerimizi arayıp onlardan numarasını aldığımız
bir kredi kartı ise sonunda kabul edildi ve ayazda 1 saat çabaladıktan sonra
biletimize kavuşup hostelimize ulaşabildik.
Biz booking.com üzerinden a&o
Hostel’i bulmuştuk ve orada konakladık. Bu hostelden başka şehirlerde de
görüyoruz ve genelde merkezi konumda bulunan temiz, sizi üzmeyecek hosteller
olduklarını söyleyebilirim, biz konaklamamızdan oldukça memnun kaldık.
Eşyalarımızı hostele bırakıp, yakındaki
Spar Market’ten kahvaltılık bir şeyler aldıktan sonra merkeze doğru yürümeye
başladık. Graz’ın merkezi zaten çok güzel ama bence tüm sokakları güzel, 2 3
katlı rengarenk binaların altlarındaki sokağa açılan restoran ve kafeler de
sokakları süslüyor.
Kunsthaus
İlk durağımız, ‘garip’
mimarisiyle dikkat çeken Kunsthaus Modern Sanat Müzesi oldu. Biz 25 Aralık’ta
gittiğimiz ve bu tarih Avrupa’da resmi tatil olduğu için müze kapalıydı, zaten
Erasmus boyunca modern sanata doyduk o yüzden çok önemsemedik ve gezimize devam
ettik.
Murinsel
Sonraki durağımızı, Mur Nehri’nin
ortasına inşa edilen ve bir kafenin yer aldığı Murinsel Adası olarak
belirledik. Adaya giriş 2 gün boyunca da kapalıydı fakat kapalı da olsa
akşamları ışıklandırılıyor ve görülmeye değer bir manzara sunuyor.
Schlossberg
Kalesi ve Uhrturm (Saat Kulesi)
Graz şehrinin sembolü olan saat
kulesi, Schlossberg isimli yerde bulunuyor, kuleyi yakından görmek ve
yüksekteki güzel parkta vakit geçirmek için merkezdeki merdivenleri,
merdivenlerin hemen yanındaki füniküleri veya yine yürüyerek ulaşabileceğiniz
tüneli kullanabilirsiniz. Merdivenler en güzel manzarayı sunan seçenek bence
ama kış aylarında düşme tehlikesine karşı kapatılıyorlar. Yine de zincirlerden
atlayarak merdivenleri kullananlar vardı fakat yakalanıp Euro ile ceza ödemek
istemediğimiz için biz tünelden geçmeyi tercih ettik. Tünel de 2. Dünya Savaşı
zamanı bombardımanlardan korunmak için inşa edilmiş.
Saat kulesiyle ilgili şöyle bir
bilgi edindik: kuledeki saatin yelkovanı akrebinden daha kısa çünkü ilk inşa
edildiğinde sadece saati göstermesi planlanmış ve uzaklardan da görülebilsin
diye uzun bir akrep takılmış. İlerleyen yıllarda dakikayı da göstermesi
istenince, akrepten daha uzun bir yelkovan takmak mümkün olmadığı için kısa bir
yelkovan takılmış (niye akrep de değiştirilmemiş bilmiyorum 😐)
Schlossberg’den tüm Graz şehrini
görebiliyorsunuz ve izlemesi gerçekten keyifli ama muhtemelen yazın hava
açıkken çok daha güzel olur.
Hauptplatz
Schlossberg’den ayrılıp sokaklarda biraz amaçsızca dolaştıktan sonra, şehrin ana meydanı Hauptplatz’a geldik. Tahmin edeceğiniz üzere çok sayıda tramvay ve otobüs durağı barındırıyor bu meydan. Oldukça güzel bir yer, bir de biz Christmas zamanı orada olduğumuz için Christmas Market kurulmuştu, müzikli ve ışıklı haliyle daha da çok sevdiriyor kendini.
Graz
Katedrali ve Kayzer II. Ferdinand’ın Mozelesi
Bu iki yapı yan yana yer aldığı
için aynı başlık altında anlatmak istedim. Graz Katedrali muhtemelen gördüğünüz
en görkemli katedral olmayacaktır ama yine de gelmişken görülmeli diye düşünüyorum. Mozele
beni katedralden daha çok etkiledi, çok küçük olmasına rağmen hem dış mimarisi
hem de içinin detay detay süslemeleri, özellikle de tavan resimleri kesinlikle
görmeye değer.
Burayı da gezdikten sonra,
sokaklarda bir akşam yürüyüşü yapıp, Hauptplatz’da Christmas temalı ışık
gösterilerini izledikten sonra, yorulmuş ve üşümüş bir şekilde hostelimize
yöneldik, hostelin yakınındaki bir McDonalds’da karnımızı doyurduktan sonra
uyumaya çekildik.
Şehirde bir de, Styrian Armoury isimli, yaklaşık 32.000
parçalık bir koleksiyondan oluşan, dünyanın en büyük silah müzesi yer alıyor
ama biz gittiğimizde kapalı olduğu için maalesef giremedik.
Eggenberg
Sarayı
İkinci ve son günümüzde, ilk
hedefimizi Eggenberg sarayı olarak belirledik ve kahvaltılık bir şeyler
aldıktan sonra buraya doğru yürümeye başladık. Eggenberg Sarayı’na giriş ücreti
tam 2, öğrenci için ise 1 Euro ve çok güzel bir kompleks. Saray Barok tarzda
inşa edilmiş. Muazzam bir de bahçesi var, burada uzun ve güzel bir doğa yürüyüşü
yapabilir, bahçedeki minik göletin etrafında yaşayan ördek ve tavuskuşlarını
izleyebilirsiniz.
Kunsthaus
Kafe Tatlıları ve Christmas Market Atıştırmalıkları
Eggenberg Sarayı’nı da gördükten
sonra, görmeyi planladığımız tarihi ve turistik noktaları bitirmiş olduk ve
yaklaşık bir saatlik bir yürüyüşün sonunda şehrin soğuğuna daha fazla
dayanamayarak kendimizi Kunsthaus Modern Sanat Müzesi’nin giriş katında yer
alan Kunsthaus Kafe’ye attık. Burası, Graz halkı için oldukça popüler bir kafe,
yemekler de içecekler de uygun fiyatlı denebilir. Biz burada tatlı yedik ve
tatlılar inanılmaz güzeldi, 3 aylık Avrupa maceramızda yediğimiz en güzel
tatlılardı. Kesinlikle tavsiye ederim.
Kunsthaus Kafe’den çıkıp
sokaklarda biraz daha dolaştıktan sonra, Christmas Market’in en kalabalık
standı olan bir Uzakdoğu yemeği standını denemeye karar verdik ve tavuklu bowl
aldık, o da gayet güzeldi.
Bu noktadan sonra, otobüs saatimiz yaklaştığı için hostele eşyalarımızı almaya döndük ve hostelin internetinden yine bir belediye otobüsü bileti alma mücadelesine giriştik, yaklaşık 45 dakika sonra, Zagreb otobüsümüzü kaçırma paniğiyle pes ettik. Yakındaki Merkez Tren İstasyonu’na, orada bilet makinesi olduğu umuduyla koşmaya başladık ve zorla bir bilet makinesi bulduk. Bileti bir şekilde alabildik fakat bu sefer de binmemiz gereken otobüsün durağını bulamadık çünkü online haritalarda yanlış işaretlenmiş veya yeri yeni değişmiş, neyse ki yoldan geçen birine sorduk ve biliyordu, bu zorlukları aşıp otogara varmayı başardık ve Zagreb otobüsümüze kavuştuk. Graz maceramız da böylece sona ermiş oldu 😊

















Sonu bayağı maceralı olmuş.
YanıtlaSilYani unutulmaz:-)
😍😍😍
Sil