Kampanyalardan birinde oldukça uyguna denk getirdiğimiz biletlerimizle ocak ayında bir Cuma akşamı, Ankara’dan Bakü’ye uçtuk. Tertemiz ve muhteşem havaalanından dışarı adım atar atmaz Bolt isimli uygulamadan taksimizi çağırdık. İlk taksicimiz aracının şarjı bittiği için bizi reddetti, halbuki ilk kez Tesla’ya bineceğimiz için çok heyecanlıydık ama kısmette yokmuş. Bir diğer sürücü bizi aldı, BYD marka bir arabaya da ilk kez biniyorduk, güzeldi. Navigasyonun “Haydi gidek!” demesi de çok tatlıydı.
NOT 1: Bakü’de
taksi uygulamaları çok hesaplı ve pratik. Biz Bolt kullandık, alternatif
seçenekler de mutlaka mevcuttur.
Biz Radisson Hotel’de
konakladık. Her yere yürüme mesafesi olması konforumuzu çok arttırdı. Temizliği
de gayet düzgündü, zaten bir otelde konum ve temizlik dışında başka pek bir şey
aramayız.
Genelde gittiğimiz yerlerde
zincir otellerden ziyade butik otelleri tercih ederiz uygun fiyatlarından
dolayı. Ama Bakü’ye bizden birkaç ay önce giden annemler, bu şekilde
ayarladıkları otelin aslında var olmadığını ve dolandırıldıklarını fark
ettiklerinde bizim de biraz gözümüz korktu. Bakü konaklama açısından da
nispeten uygun fiyatlı olunca biz de riske girmeden tercihimizi Radisson Hotel’den
yana kullandık, hiç de pişman olmadık.
Cumartesi sabah ilk iş Bakü
Bulvarı’na inip Hazar Denizi kıyısında biraz yürüyüş yaptık. Şehirle ilgili en
büyük mutluluklarımızdan birini, yılbaşı pazarlarının Ocak ayı ortasında hala
açık olduğunu görerek yaşadık, o kadar tatlıydı ki… Veee kahvaltı zamanı geldi.
Deniz manzaralı bir kafede iki
tost ve iki kahveye 40 Manat (yaklaşık 1100 TL) ödedik ki Bakü standartlarında
oldukça pahalı olmasına rağmen kafenin güzelliğiyle kıyaslayınca biliyoruz ki Türkiye’de
çok daha fazlasını öderdik.
Kahvaltıdan sonra, surlarla çevrili Eski Şehir/İçeri Şehir bölgesini dolaşmaya başladık.
Bölgedeki yapıların tarihi en az 12. Yüzyıla dayanıyor, hatta Kız Kulesi’nin 7. Yüzyıldan kaldığı rivayetleri de var. Sokaklar o kadar güzel ki… Bana Rodos’u ve Ürgüp’ü çağrıştırdı. Gerçekten hafta sonu kendinizi Ankara’dan bu sokaklara atabiliyor olmak çok büyük bir şans.
Kız Kulesi İçeri Şehir sokakları
NOT 2: Eski
Şehir/İçeri Şehir bölgesinde Kız Kulesi, Şirvanşahlar Sarayı gibi
ünlü yapılar var. Şirvanşahlar Sarayı’nın güzel bir müzesi de bulunuyor.
Ayrıca bu bölgede çok tatlı kafeler, restoranlar ve oteller var.
Eski Şehir’i iyice gezip, bir
kafede bir şeyler içip dinlendikten sonra rotamızı Bakü’nün en ünlü caddesine
çevirdik: Nizami Caddesi. Caddeye doğru yürürken o kadar güzel
sokaklardan, parklardan geçiyorsunuz ki şehre aşık oldum diyebilirim. Ve yine o
güzel Yılbaşı Pazarları’ndan da geçtik. Herkesin Türkçe konuştuğu ve çok kibar
olduğu bir Avrupa şehri düşünün işte, Bakü tam olarak böyle bir yer…
Akşam yürüyüşümüzde yakaladığımız bir kare
Nizami Caddesi ise çok güzel
ışıklandırılmış, süslenmiş bir İstiklal Caddesi. Ayrıca kibar insanlardan
oluşan bir kalabalık var, güvende hissettiriyor.
Akşam yemeği için Araz
Terrace isimli bir restoranda yöresel yemekler denedik. Burada Düşbere
çorbası (mantılı bir çorba), nar şarabı, Fisincan Pilavı (narlı
dana eti ve pirinç pilavı) ve dana etli, kuru erikli ve ıspanaklı başka bir
yemek sipariş ettik. Hepsi harikaydı ama çorbaya ve nar şarabına gerçekten
bayıldık.
Bakü’de her yerde “Baklava”
isimli mekanlar var, illaki göreceksinizdir. Bunlardan birinde Azerbaycan
baklavası denedik ama muhtemelen bayattı ve hiç memnun kalmadık ama çayları
çoook iyiydi.
Baklavayla günü kapattık.
Pazar sabahı İçeri Şehir
surlarının oralarda Qala Divari isimli otantik bir mekanda kahvaltı
yaptık ve abartısız hayatımda gördüğüm en iyi kahvaltılardan biriydi. İki çeşit
yumurta, menemen ve onlarca çeşit soğuktan oluşan muhteşem iki kişilik kahvaltıya
55 Manat (1500 TL) ödedik.
Kahvaltımız ve Göktürk'ün mutluluğu
Kahvaltıdan sonra Highland
Park’a çıktık. Parkın muhteşem bir şehir manzarası var. Buraya çıkmak için füniküleri
kullanabileceğiniz gibi yürümeyi de tercih edebilirsiniz ama biraz merdivenli,
yokuşlu ve uzun bir yolu var. Sağlık durumunuza göre aklınızda bulunsun.
Highland Park'tan Bakü manzarası
Highland Park’ta Bakü
Şehitler Hıyabanı da yer alıyor. Şehitler Hıyabanı, 1918 yılında Bakü
uğruna savaşırken şehit olan Türk ve Azerbaycan askerlerinin defnedildiği, daha
sonra ise 20 Ocak 1990 katliamı ve Karabağ Savaşı şehitlerine de ev sahipliği
yapan önemli bir anıt mezarlık. Yol boyunca duvarlarda şehitlerin isimleri
yazmakta.
Parkın çıkışında Alev Kuleleri’ni
yakından görme fırsatımız oldu.
İnişi fünikülerle yaptık, kısa
ve konforlu bir yolculuktu. Fünikülerden indiğinizde çatısının kilim şeklinde
olmasıyla ünlü Halı Müzesi ve Mini Venedik isimli Venedik’ten
esinlenilerek tasarlanan havuzları, Venedik’ten tanıdığımız gondolların
benzerlerini görebiliyoruz. Tatlı ama gerçekten “mini”, çok da beklentiyi
yükseltmeyin.
| Mini Venedik |
Oldukça rüzgarlı bir gündü,
hem rüzgardan korunmak hem de biraz dinlenmek için kendimizi Bakü Bulvarı’nda
bulunan Deniz Mall isimli AVM’ye attık, birer kahve içip biraz dolaştık.
Arkadaşlar Bakü galiba gerçekten çok zengin bir şehir, Türkiye’de adını duyunca
şok olduğumuz markaların bir sürü mağazası var hem AVM’de hem sokaklarda.Halı Müzesi
AVM çıkışında gün batımı bize inanılmaz güzellikte renkler sundu.
Alev Kuleleri’ne yansıtılan ışık gösterilerini izledik ki bu her gün olan bir şey, mutlaka siz de görürsünüz gittiğinizde. Bir gökdelenin sunabileceği maksimum görsellik sunuluyor bu şekilde.
Arkada kırmızı ışıklı Alev Kuleleri
Akşam yemeği için Salam Baku
Restaurant’a gittik. Soft canlı müzikli, harika bir yer. Biz Beef Stroganoff
ve kuzu şiş tercih ettik, ikisi de inanılmaz lezzetliydi. Canlı müzikte de Tarkan
falan çalıyorlar insan heyecanlanıyor…
Çıkışta biraz daha İçeri Şehir
ve Nizami Caddesi’nde turlayıp, tatlı yiyip kahve içtikten sonra otele dönüp
eşyalarımızı aldık, maalesef dönüş vakti gelmişti… Taksiyle havaalanına
geçerken Haydar Aliyev Kültür Merkezi’ni görmek istedik, saat itibariyle
kapalıydı tabii ama şehir merkezine uzak olduğundan görecek başka zaman
bulamadık. Görkemli ve güzel bir yapı.
Uçuşumuz sabaha karşı olduğu
için havaalanında biraz uyuduk. Sabah direkt havaalanından işe gitmek bende azıcık
huysuzluk ve sinir yapsa da o uykusuzluğa değecek mükemmel bir gezi oldu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder