Erasmus Gezi Günlüğü-5
Herkese merhabalar! Bu
yazımda, Hırvatistan'ın Rijeka şehrinde Erasmus yaparken, başkent Zagreb'e gerçekleştirdiğim 2 günlük geziden bahsedeceğim. Öncelikle
şunu belirteyim, Zagreb 2 günde çoook rahatlıkla gezilebilecek bir şehir. Ben
Zagreb'e, zaten Hırvatistan'da olduğum için, otobüsle geldim
(Rijeka-Hırvatistan biletleri 10-15 Euro civarı) ama Türk Hava Yolları'nın
İstanbul'dan neredeyse her gün Zagreb' e direkt uçuşları var. Biletleri gidiş dönüş
seçerseniz 2500 TL gibi bir fiyata alabilirsiniz. (bunu euronun 11 TL olduğu bir
tarihten yazıyorum, gelecekte okuyacaklar için durum değişebilir tabii ki 😓)
Zrinjevac Parkı
Zagreb Otobüs Terminali'nde indikten sonra, otelimizin check in saatine kadar civarda dolaşmaya karar verdik. Öncelikle bir fırından börek alıp (daha önceki yazılarda da değindiğim üzere börek Hırvatistan'da oldukça popüler bir yiyecek ve oldukça da ucuz, 2 euro gibi bir fiyata oldukça doyurucu boyutta bir börek alabilirsiniz) Zrinjevac Parkı'nda kahvaltı yaptık. Zagreb'in ünlü parklarından biri fakat çok beklentiye girmeye gerek yok, küçük bir şehir parkı. Biz ilk gün parkı çok beğenmesek de ertesi akşam yanından tekrar geçtiğimizde, havanın sisli olması ve parkın güzel ışıklandırmasının da etkisiyle etkileyici bir hal almıştı. Bu parkta zaman zaman festivaller düzenleniyormuş ama bize denk gelmedi maalesef.
Josip Jelacic Meydanı
Kahvaltıdan sonra, şehrin ana meydanı olan Jelacic Meydanı'na geçtik. Josip Celacic, 1801-1859 yılları arasında yaşayan ve Hırvatistan'ın Avusturya-Macaristan'dan bağımsız olmasını savunan bir tarihi figür.
Bu meydan da güzel binalar arasında klasik bir Avrupa şehir meydanı. Zaten Zagreb'i ziyaret edip burayı görmemenizin imkanı yok, yollar sizi bir şekilde buraya çıkarır 😀
Dolac Market
Meydanın hemen yakınında ünlü Dolac Market yer alıyor. Burası yöresel ürünlerin
satıldığı kocaman bir pazar. Yerel halk meyve, sebze, çiçek, kıyafet, hediyelik
gibi birçok ihtiyacını buradan karşılayabiliyor. Biz Türkiye'deki herhangi bir
pazara benzettik açıkçası ama yine de buraya kadar gelmişken bir görülsün tabii
ki 😊
Zagreb Katedrali
Yine ana meydandan çok uzaklaşmadan, bence Zagreb'in en görkemli yapısı olan Zagreb Katedrali'ni görebilirsiniz ki zaten görmemeniz biraz imkansız çünkü şehrin en yüksek yapısı. Katedralin yapımına 12. Yüzyılda başlanmış ve gotik tarzda inşa edilmiş. Biz gittiğimizde katedral ne yazık ki tadilattaydı ve içini göremedik.
Katedrali de gördükten
sonra eşyalarımızı bırakmak ve biraz da dinlenmek için otelimize geçtik ve
akşama doğru tekrar dışarı çıktık. Yemek için yaptığımız araştırmalar karşımıza
Submarine Burger’ı çıkardı ve iyiki de çıkarmış çünkü hamburgerleri (özellikle
Italian burger) ve peynirli patatesi inanılmaz güzel. Submarine Burger’ın Zagreb’de
birden çok şubesi var ve hepsi güzel gibi (çünkü biz 3 şubesini denedik,
bağımlılık yaptı maalesef), yolunuz düşerse siz de deneyebilirsiniz.
Yemekten sonra Jelacic
Meydanı civarında bir akşam yürüyüşü yaptıktan sonra tekrar otelimize döndük.
Füniküler ve Upper Town
Ertesi sabah, şehrin daha tarihi kesimi olan Upper Town tarafını görmek için otelden çıktık. Zagreb Upper Town (Yukarı Şehir) ve Lower Town (Aşağı Şehir) isimli iki bölgeden oluşuyor, bizim otelimizin ve Jelacic Meydanı’nın bulunduğu bölge Lower Town. Lower Town biraz daha modern ve hareketli bir bölge iken Upper Town daha turistik yapıların bulunduğu bölge. Lower Town daha büyükşehir izlenimi veriyor, Upper Town ise tarihi yapıları ve güzel sokakları ile bambaşka bir Zagreb olarak çıkıyor karşınıza.
Lower Town’dan Upper
Town’a füniküler ile bir dakikadan kısa bir yolculuk ile çıkabileceğiniz gibi,
bizim tercih ettiğimiz şekilde merdivenleri kullanarak da çıkabilirsiniz.
Museum of Broken Relationships
Gelelim
Zagreb’in belki de en çok adını duyuran müzesine. Bu müzede, adından da biraz
ipucu alabiliyoruz, biten ilişkilerden hatıra kalan eşyalar sergileniyor.
İnsanlar eşlerinden, sevgililerinden, aile bireylerinden vs. iyi veya kötü bir
şekilde ayrıldıktan sonra hatıra kalan eşyaları, ufakça da bir hikayeyle buraya
yollamış ve böyle bir müzeye dönüşmüş. Müzede Türkiye’den gelen parçalar da
var. Biz ziyaret ettiğimizde tam bilet 40, öğrenci bileti 30 Hırvat Kunası idi
(Yani tam bilet yaklaşık 5, öğrenci bileti 4 Euro gibi düşünülebilir).
Bu
müzenin biraz gereğinden fazla abartıldığını düşünüyoruz ama tabii ki ziyaret
etmiş olmaktan zarar gelmez…
Müzeden sonra yine çok yakınlarda kocaman ve çook güzel bir park bulduk fakat parkın adını maalesef bulamıyorum, Google Haritalar’da Dubravkin Put diye aratırsanız buluyorsunuz fakat burası parktaki bir restoranın adı yani parkın değil 😌
St. Mark’s Church (Aziz Mark Kilisesi)
Zagreb’ten size bir magnet hediye edildiyse, üstünde çok büyük ihtimalle bu renkli çatılı kilisenin resmi vardır yani yabancı gelmeyebilir. 13-14. Yüzyıllarda inşa edilen kilisenin çatısındaki armalardan biri Hırvatistan, Slavonya ve Dalmaçya Üç Krallığını, biri de Zagreb şehrini sembolize ediyor. Dışarıdan küçük ve tatlı görünen bu kilisenin de içi ziyarete kapalıydı.
Şehrin
Upper Town bölgesinde birçok sanat müzesi ve sergi de yer alıyor.
La Struk
Biz de Upper Town’ın güzel sokaklarında uzunca bir yürüyüş yapıp biraz da acıkınca, yine araştırmalarımız sonucunda ününü duyduğumuz La Struk’a gitik. Burası sadece Hırvatistan’ın ünlü yöresel yemeği Strukli’yi servis eden tatlı bir restoran. Strukli ise fırında peynirli makarnaya benzeyen bir yiyecek; burada mantarlı, biberli gibi seçimler de yapabiliyorsunuz hatta biz denemedik ama tatlı peynir ve meyveli seçenekleri de var. Sade ve biberli olanları denedik, ikisi de tavsiye edilir 😀
Fotoğraftaki kolonyayı da bir daha göremedim galiba burada
unutmuşum...
HNK Zagreb (Zagreb Ulusal
Hırvatistan Tiyatrosu)
Yemeğimizi yiyip sokaklarda biraz daha amaçsızca yürüdükten sonra, bu görkemli binayı görmeyi unuttuğumuzu fark edip yönümüzü tiyatro binasına çevirdik. İyi de yapmışız çünkü gerçekten görülmeyi hak eden bir yapı. 1895 yılında açılan ve neobarok tarzda inşa edilen bu yapıda tiyatro, opera ve bale gösterileri sergilenmekte.
Tkalciceva Street
Tiyatro binasını da gördükten sonra, o sisli ve inanılmaz derecede soğuk havada donmamak için bir kafe-bar aramaya başladık. Zagreb’de en çok mekan bu sokakta bulunuyor, Google’dan bulduğunuz bir kafe, bar ya da restoranın bu sokakta olma ihtimali çok çok yüksek. Biz de burada bir barda birkaç saat vakit geçirdikten sonra otelimize dönmeye karar verdik fakat çıkar çıkmaz soğuktan titremeye başladığım için (genelgeçer bir kural olarak, sıcak bir yerdeyseniz daha da çok ısınmak için montla oturmayın, dışarı çıkınca her şey daha kötü oluyor) yol üstünde yine bir Submarine Burger bulup sığındık. Daha sonra da yine Zagreb’in şirin ama çoook soğuk sokaklarından otelimize döndük, ertesi sabah da erkenden Budapeşte otobüsümüze binerek gezimizi tamamlamış olduk 😊











Güzel bir gezi blogundan ziyade hoş bir yazınsal yapıt...
YanıtlaSil