TRIESTE

 ERASMUS Gezi Günlüğü-7

Herkese merhabalar! Hırvatistan'ın Rijeka şehrinde Erasmus programı kapsamında geçirdiğimiz günlerde, İtalya'nın küçük tatlı şehri Trieste'ye günübirlik bir gezi gerçekleştirdik. Rijeka, İtalya'ya neredeyse komşu, arada Slovenya'ya ait küçük bir bölge var tabii ama Rijeka-Trieste arası arabayla yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Yani bir buçuk saatlik bu yolculukta 3 ülke gezmiş sayılabilirsiniz 😂

Ben Rijeka'dan Trieste'ye Flixbus otobüsleri ile gittim, yol pasaport kontrolü vs. ile yaklaşık 2 saat sürdü (normalde Avrupa içinde ülke değiştirirken pek pasaport kontrolü yapılmıyor fakat Hırvatistan Schengen üyesi olmadığı için buradan giriş çıkışlarda kontrolden geçiyorsunuz). Trieste'ye Türkiye'den direkt uçuş sanırım yok fakat Venedik'e çok yakın, Slovenya ya da Hırvatistan'a yolunuz düşerse de gezebilirsiniz, hatta Avrupa'nın çoğu noktasından otobüs, tren ya da deniz yoluyla ulaşım da mümkün. Biz en uygun fiyatlı ve hızlı yol olan otobüsü tercih ettik.
Ayrıca Trieste bir günde hatta birkaç saatte kolayca gezilebilecek bir şehir, yakınlarda iseniz ve zamanınız varsa şöyle bir gezmekten zarar gelmez.

Canale Grande


Otogara sabah 9 gibi indikten sonra, otogara en yakın turistik noktalardan biri olan Canale Grande'ye doğru yürümeye başladık. Burası adından da anlaşıldığı üzere, Trieste'nin büyük su kanalı (ki çok da büyük sayılmaz ama Trieste'ye göre büyük  demek ki 😊).


Church of Sant'Antonio Nuovo ve Serbian Orthodox Church of Saint Spyrido


Bu kiliseler, Canale Grande'nin hemen etrafında bulunuyor. Biz gittiğimizde ikisinde de ayin vardı, biraz izledikten sonra kiliselerden ayrıldık ve içlerini detaylı inceleyebilmek için akşama doğru tekrar ziyaret ettik. Trieste'deki kiliseler biraz karanlık ve kasvetli geldi bize ama gelmişken ziyaret edilebilirler. Ayrıca girişleri ücretsiz.

Bir de bu kiliselerin önlerindeki boşluğa küçük bir şehir pazarı kuruluyor ve ben çok tatlı buldum 😊


Roma Tiyatrosu


Kiliselerden sonra yönümüzü, şehrin ünlü noktalarından biri olan Roma Tiyatrosu'na çevirdik. 1-2. Yüzyıllar arasında inşa edilen bu tiyatro zamanla binaların arasında kaybolmuş, 1814'te tekrar keşfedilmiş ve günyüzüne çıkarılmış.

San Giusto Kalesi


Tiyatroyu görüp birkaç fotoğraf çekindikten sonra sıradaki ziyaret noktamızı San Giusto Kalesi olarak belirledik. Bu kaleye, tiyatrodan yaklaşık 15 dakika yürüyerek ulaşılıyor ve yol biraz merdiven ve yokuş içeriyor. Kale 15. Yüzyılda, Avusturya'nın ünlü Habsburg hanedanı tarafından yaptırılmış. Kaleyi 26 yaşından küçükseniz 3, büyükseniz 5 Euro karşılığında ziyaret edebiliyorsunuz; içinde Habsburg Hanedanı'na ait büstler, bolca kılıç, mızrak, tüfek ve tabanca, bazı heykel ve mozaikler görmek mümkün. Ayrıca kalenin duvarlarından şehir manzarası izlemek de oldukça keyifli fakat biz gittiğimizde hava ne yazık ki sisliydi. Kalenin avlusu da film setini andırıyor ve orada dolaşmak da ayrıca güzel. Kalenin etrafında yine Roma döneminden kalıntılar görebilirsiniz.


San Giusto Katedrali


Biz kalenin surlarına ulaşıp surların içine girişin nereden olduğunu bir süre ararken, yine görülecekler listemizde bulunan bu katedrale denk geldik, buradan da şu sonuç çıkıyor ki kaleyle katedral oldukça yakın. Kalenin girişi de katedralin arkasında yer alıyormuş.
San Giusto Katedrali bana oldukça ilgi çekici göründü. Bu katedral 6. ve 11. Yüzyıllarda ayrı ayrı yapılan iki kilisenin birleştirilmesiyle oluşmuş. Tabii katedral diyince aklınıza Berlin ya da Milano Katedralleri gibi devasa bir yapı gelmesin aslında oldukça küçük bir yapı ama Trieste ölçeğinde gayet büyük 😊 Katedralin içi kesinlikle görülmeye değer, Trieste'deki diğer kiliseler gibi hafif karanlık  ve biraz kasvetli fakat oldukça güçlü bir mistik atmosferi var.


San Giusto Katedrali ve Kalesi'ni de gördükten sonra, biraz acıkmış ve yorulmuş olarak bir pizzacı arayışına girdik. Canale Grande yakınlarında bolca mekan var, biz gitmeden veya oradayken yemek yiyecek yer araştırmamıştık ve denk gelen bir yere oturduk. Pizzalar genellikle 10 Euro civarı ve tatmin edici bir boyutta geliyor, şaraplar ise bir kadehi 2 Euro civarı. Menüde yaklaşık 30 çeşit pizza vardı, şu an isimlerini hatırlamadığım 3 pizzayı denemiş olduk ve üçü de çok lezzetliydi, yani bu şehirde pizzayla doyarsınız ve memnun da kalırsınız diyebilirim. Yiyecek içecek fiyatları da Avrupa'nın birçok noktasına göre uygun bile denebilir.

Plaza Unidad de Italia


Yemekten sonra da geldik şehrin ünlü meydanına. Avrupa'da neredeyse her şehirde aşina olduğumuz o süslü binalarla çevrili, ortasında da bir çeşme olan ve herkesin buluşma noktası olarak belirlediği meydan, Trieste için işte tam da burası. Tabii yine Trieste'deki tüm yapılar gibi biraz küçük ama oldukça da sevimli bir meydan 😃

Museo Revoltella


Trieste'ye yolunuz düşerse bu müzeyi kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Canale Grande'den yaklaşık 10 dakika, Plaza Unidad de Italia Meydanından ise yaklaşık 1 dakika yürüme mesafesinde olan Museo Revoltella 6 katlı bir modern sanat müzesi. Modern sanat müzelerine mesafeli biri olan beni bile fazlasıyla etkileyen yüzlerce eser sergileniyor müzede. Müzenin iç dekorasyonu da inanılmaz güzellikte; duvar ve tavan resimleri, merdivenler, odaları süsleyen mobilyalar kesinlikle görülmeye değer. En üst katta da çok güzel bir terası var. Müzeye giriş 26 yaşından küçükseniz 5, büyükseniz 7 Euro.

Santa Maria Maggiore Kilisesi


Müzeyi yaklaşık 3 saat gezdikten sonra ve bir dinlenme arası vermeden önce, bu kiliseyi görmeye karar verdik. Dıştan pek de bir olayı olmayan kilisenin içi oldukça güzel, yine de yorgunluktan mıdır bilmem beni içi de çok tatmin etmedi açıkçası...

Illy ve Hausbrandt

Kahveseverlerin aşina olduğunu düşündüğüm bu iki marka, hayatlarına Trieste şehrinde başlamış. Dolayısıyla şehir kahvesiyle de bir hayli ünlü. Kafelerde bu iki ismi bol bol görüyorsunuz, biz tamamen yerini beğendiğimiz için Illy Shop isimli bir kafeye oturduk, güneş yavaş yavaş batarken Trieste sokaklarını izleyerek kahvemizi yudumlamak çok iyi hissettirdi. Burada fark ettik ki Trieste sokakları akşam ışıklandırmalarıyla, neredeyse gündüzden daha güzel oluyor.

Kafede biraz dinlendikten sonra, yukarıda bahsettiğim Canale Grande çevresindeki iki kilisenin içine tekrar baktık çünkü sabah ayin olduğu için inceleme fırsatımız olmamıştı. Kiliselerden sonra biraz şehrin içlerine doğru o güzel sokaklarda, biraz da liman boyunca deniz kokusunu içimize çekerek yürüyüş yaptıktan sonra (galiba gezilerimin en sevdiğim kısmı, şehirde sakin ve amaçsızca yaptığım akşam yürüyüşleri 😍) otogara döndük ve akşam 7'de yine Flixbus otobüsümüzle Trieste'den ayrılmış olduk. Bu gezimiz de böylece tamamlandı 😇



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder