ERASMUS Gezi Günlüğü-1
Merhabalar!
Bu yazımda size, Adriyatik’in İncisi diye anılan Opatija’da geçirdiğim bir günü
anlatmak istiyorum. Ben Opatija’ya, Erasmus programı kapsamında bulunduğum
Rijeka şehrinden gittim. Rijeka’dan Opatija’ya belediye otobüsüyle
gidilebiliyor, üstünde TISAK yazan büfelerden Zone 3 için bilet almanız
gerekiyor, gidiş ve dönüş için tek bilet almanız yeterli fakat tabii ki
biletinizi dönene kadar kaybetmemelisiniz. Bunun dışında çeşitli yerlerden
Flixbus otobüsleriyle veya araba kiralayarak şehre ulaşmak mümkün.
Opatija’ya,
buradaki Erasmus kulübünün düzenlediği geziyle gittik. Önce bir rehber bizi 1
saat kadar şehirde gezdirdi, daha sonra bir otelin kafesinde kahve içip Erasmus
yapan diğer öğrencilerle sohbet ettik. Sonra dönüş için bizi serbest bıraktılar
ve şehri dolaşmaya başladık.
Maiden with the Seagull Heykeli
Gezimizi anlatmaya, şehrin simgesi olan Maiden with the Seagull heykeliyle başlayalım. Bu heykel Zvonko Car adlı heykeltıraş tarafından yapılmış ve 1956 yılında yerleştirilmiş. Yapıldığında heykelde bir de balık varmış fakat esrarengiz bir şekilde kaybolmuş, rüzgardan dolayı mı kayboldu yoksa çalındı mı, bilinmiyor.
Heykel
denizin içinde oldukça fotojenik duruyor, Opatija’ya gittiyseniz görmenizi
öneririm ki zaten hemen merkezde olduğundan görmemek çok da mümkün değil.
Saint James Kilisesi
Şehrin en sembolik yapılarından biri de bu kilise. Ayrıca Opatija şehri ismini bu kiliseden alıyor, Opatija kelimesi Hırvatça’da manastır anlamına gelmekte.
Lungomare
Lungomare, Opatija kıyı şeridinde yaklaşık 12 kilometrelik bir yürüyüş yolu. Burada bir tarafınızda denizi, bir tarafınızda kıyıdaki Viyana mimarisinde inşa edilmiş güzel binaları seyrederek keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz, ki biz de öyle yaptık. Ayrıca yorulduğunuzda veya bir şeyler atıştırmak istediğinizde yol üzerindeki banklarda oturarak da manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.
Yürüyüşümüz
esnasında hava da buz gibiyken, denizde top oynayan aynı tip kıyafetler giymiş bir
grup 50-60'lı yaşlarda adam gördük ve çok şaşırdık. Bu, orada yöresel bir etkinlikmiş, Aralık
Ocak aylarında bile denizde bu oyunu oynarlarmış.
Hotel Kvarner
Lungomare yürüyüşü sırasında göreceğiniz Hotel Kvarner, Adriyatik kıyılarının ilk oteli olması nedeniyle önem taşıyor. Bina aslında sanatoryum olarak inşa edilmiş. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun zenginleri hastalandığında, havası iyi geldiği için Opatija’da tedavi olıyorlarmış. Daha sonra bina otele çevrilmiş. Ve maalesef ben bu otelin fotoğrafını çekmeyi unutmuşum....
Lungomare yürüyüşümüzden sonra, içerilerde gözümüze çarpan bir katedrale doğru tırmandık, döndükten sonraki araştırmalarımda öğrendim ki katedralin adı Crkva Navještenja B.D.Marije imiş, kendisini dıştan biraz seyredip fotoğrafladıktan sonra yönümüzü Angiolina Park’a çevirdik.
Angiolina Park
Opatija’nın en ünlü parkı olan Angiolina Park’ta, dünyanın birçok yerinden gelen yüzlerce bitki türü bir arada yaşıyor, size de bu güzel renklerin tadını çıkarmak düşüyor. Parkın içinde Villa Angiolina adlı bir de turizm müzesi var fakat biz gittiğimizde ziyarete kapalıydı.
Bu
keyifli gezimizi akşama doğru tamamlayıp tekrar belediye otobüsüyle Rijeka’nın
yolunu tuttuk.
· Son olarak, Hırvatistan’da
Euro değil Hırvatistan Kunası kullanıldığına da değinmek isterim.





Billur gibi akan bir Türkçe çok güzel tasvirler👏👍😍
YanıtlaSil😍
Sil