LJUBLJANA

 

ERASMUS Gezi Günlüğü-2

Herkese merhabalar! Slovenya’nın başkenti Ljubljana’da geçirdiğim 2 günü, gidip görmeyi planlayanlara da faydası olacağını umarak paylaşmak istedim. Keyifli okumalar dilerim 😊

Ljubljana, gezilip görülecek yerleri küçük bir yüzölçümünde kümelenmiş, huzurlu ama bir o kadar da hareketli ve keyifli bir şehir. Bu şehri bir günde kolayca gezip görebilirsiniz fakat şehrin telaşesizliğine siz de uyum sağlamak ve gecelerini de gözlemlemek isterseniz bir gece kalmanızı önerebilirim.

Biz Ljubljana’ya Erasmus programı kapsamında bulunduğumuz Hırvatistan’ın Rijeka şehrinden, Flixbus otobüsleriyle geldik. Şehre Avrupa’nın birçok noktasından otobüsle veya trenle ulaşım imkanı bulunuyor. Ayrıca Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan direkt uçuşları da mevcut.

National Gallery of Slovenia

Otobüs istasyonu şehir merkezine yaklaşık 15 dakika yürüme mesafesinde yer alıyor. Biz otobüsten indikten sonra rotamızı National Gallery of Slovenia’ya çevirdik. Burada birçok Sloven ressam ve heykeltıraşın eserleri sergileniyor, bina mimari açıdan da oldukça etkileyici. Özellikle resim, heykel sanatlarına ilgi duyanların hatta bence Ljubljana’ya giden herkesin ziyaret etmesi gereken bir yer diyebilirim. Giriş için tam bilet 7 Euro, öğrenci kartınız var ise 4 Euro. Hatta biz öğrenciyiz dediğimizde kart bile sorulmadı fakat sorulursa Avrupa’daki çoğu müze Türkiye’deki öğrenci kartımızı kabul ediyor.


Odprta Kuhna/the Open Kitchen


National Gallery’de beklediğimizden çok daha uzun saatler geçirdikten sonra acıktığımızı fark edip yönümüzü Odprta Kuhna’ya çevirdik. Burası tüm dünya yemeklerini çok uygun fiyata deneyebileceğiniz bir yemek pazarı. Hemen Ljubljana Katedrali’nin önünde yer alıyor. Sokakta çeşitli ülkelerden yemek standları açılıyor, güzel kokular arasında gözünüze kestirdiğiniz bir ya da birkaç tezgahtan alacaklarınızla hem karnınızı doyurabilir, hem de keyifli vakit geçirebilirsiniz. Biz bir Tayland yemeği standından orta derecede baharatlı bir seçim yaptık (adını maalesef hatırlamıyorum 😔), pirinç pilavı üstüne sebzeli ve acılı bir tavuk yemeği koyuldu, oldukça lezzetli ve doyurucuydu. Yemeğe 5 Euro ödedik. Katedrale çıkan geniş merdivenlere ufak masalar ve oturmak için minderler koyuluyor, arkadaki hareketli müzik eşliğinde yemeğinizi yerken meydanı seyretme imkanı buluyorsunuz. Odprta Kuhna’da ana yemek dışında tatlı standları ve yöresel şarapları deneyebileceğiniz standlar da bulunuyor.

Odprta Kuhna ile ilgili aklınızda tutmanız gereken en önemli detay, sadece Cuma günleri açık olduğu.

Ljubljana Kalesi


Karnımızı doyurup biraz enerji topladıktan sonra, ünlü Ljubljana Kalesi’ne doğru yürümeye başladık. Kaleye merkezden 20 dakika kadar yürüyerek veya fünikülerle ulaşım sağlayabilirsiniz. Biz yürümeyi seçtik, yolun bolca yokuş ve merdiven içerdiğini belirtmeliyim ama yavaş yavaş, arasından geçtiğiniz yemyeşil ağaçların tadını çıkararak yürümesi de oldukça keyifli ve beklediğimden çok daha az yorucu oldu.

Kaleye giriş için 7 Euro’luk öğrenci biletinden aldık, tam bilet ise 10 Euro. Füniküleri kullanmak isterseniz öğrenci bileti 9 Euro, tam bilet ise 13 Euro ve bu ücret sadece füniküleri değil kale gezisini de kapsıyor. Ayrıca bilet almadan da kalenin avlusunu ziyaret edebilir, kafelerde oturabilir ve şehri yukardan seyredebilirsiniz. Bilet buna ek olarak Kukla Müzesi (Museum of Puppetry),  Slovenya Tarihi Sergisi (Slovenian History Exhibition) ve Gözlem Kulesi (Viewing Tower) ziyareti imkanı sunuyor, ayrıca bu biletle kaleye dair yaklaşık 10 dakikalık bir animasyon (Virtual Castle) da izleyebilirsiniz.

Kukla müzesinde vakit geçirmek oldukça eğlenceli, kuleden şehre bakmak da çok etkileyiciydi. Ljubljana’nın yeşiller içine kurulmuş küçük tatlı yapısını, renkli sokaklarını, hepsi tek tip gibi göze rahatsızlık vermeyen fakat hepsinin ayrı ayrı çok güzel ve özenli yapıldığı belli olan küçük binalarını yukardan gözlemlemek gerçekten etkileyici.

                               Kukla Müzesi


Kaleden çıkmadan önce Şapel’i de ziyaret ettik, küçük ve tatlı bir yer. Oradaki görevli bize küçük kartonlara Latin harfleriyle ismimizi yazarak kitap ayraçları yapıp hediye etti ve bizimle sohbet etti, bu tatlı anıyı da buraya eklemek istedim 😍

Preseren Meydanı, Triple Bridge, Kongresni Meydanı


Kale gezimiz bittikten sonra şehrin ana meydanı olan Preseren’e geri döndük, zaten daha önce de bahsettiğim gibi bu şehirde mesafeler çok yakın, bir de kaleden dönüş yokuş aşağı olduğu için hiç zorlanmadık diyebilirim. Bu meydanın önünde şehrin ünlü köprüsü (ya da köprüler kompleksi mi demeliyim bilmiyorum) Triple Bridge’i görebiliyorsunuz. Bu yapı 3 köprünün birleşiminden oluşuyor.

Ayrıca meydanda ünlü Sloven şair Preseren’in heykeli ve pembe rengiyle dikkati çeken Franciscan Kilisesi göze çarpıyor.

Preseren Meydanı’ndan sonra küçük bir parkın içinden geçerek Kongresni Meydanı’na yürüdük, burası da çok tatlı bir meydan ve burada da gözünüzü Ljubljana Üniversitesi binasından alamıyorsunuz.

 

Kongresni Meydanı

Bu noktadan sonra yorulup biraz dinlenmek ve eşyalarımızı bırakmak üzere booking.com üzerinden rezervasyon yaptığımız hostelimize yöneliyoruz. Biz H2O Hostel’e 3 kişilik bir oda için kişi başı 15 Euro verdik, hostel gayet temizdi ve şirin bir yer, burada banyonun ve tuvaletin ortak olduğunu belirtmeliyim.

Dragon Bridge


Hostelimiz ünlü Dragon Köprüsü’ne de çok yakın olduğundan, önce bu köprüyü görmek istedik. Köprünün iki ucunda şehrin de sembolü olan büyük ejderha heykelleri varken, köprü boyunca da minik tatlı ejderhalar gözünüze çarpıyor. Ljubljana’ya giderseniz bu heykelleri görmeden dönmeyin derim çünkü çok sevimliler (bence 😀).

Akşam Yemeği ve Metelkova

Hostelde bir saat kadar dinlenip akşam yemeği için hazırlanmaya başladık. Yemekte Slovenya’ya özel bir şeyler denemek istedik, internetten araştırıp Slovenska Hisa – Figovec isimli bir restaurant bulduk. Burada Idrijski Zlikrofi isimli patatesli mantımsı yemeği denedik ve gerçekten beğendik. Yöresel şaraplarından da tattık ve onlar da tam puan aldılar. Yemek ve şaraba kişi başı 13 Euro ödedik.

Metelkova

Yemekten sonra Metelkova’yı görmek istedik. Metelkova genellikle hippielerin geceleri eğlendiği, dış duvarları graffitilerle bezeli birkaç salaş bardan oluşan bir sokak. Burayı kesinlikle hem gece hem gündüz görmenizi öneririm çünkü gece sokağın süslemeleri net olarak seçilemiyor, gündüzü ise hareketsiz.

Metelkova’da biraz vakit geçirdikten sonra, nehir kenarındaki onlarca kafeden hostelimize yakın olan bir tanesini seçtik ve birer içecek sipariş edip şehrin güzelliğini seyretmeye bıraktık kendimizi. Kafeler genellikle uygun fiyatlı, biralar 3-4, kahveler 2-3 Euro arasında değişiyor.

Tivoli Park


Sabah kahvaltımızı açık havada yapmak istiyorduk ve Tivoli Park’ın güzelliğini duymuştuk. Yolda Nobel Burek isimli börekçiden 2,30 Euro’ya peynirli böreklerimizi alıp parka gittik, böreklerin gerçekten lezzetli ve gayet tatmin edici bir büyüklükte olduğunu belirtmeliyim. Tivoli Park, Ljubljana’nın en büyük parkı ve yeşili özleyenler için inanılmaz güzellikte bir yer. Burada şehrin gürültüsünden uzakta dinlenebilir, orman içindeki patikalarda yürüyüş veya koşu yapabilir, bisiklet sürebilir, yanınızda götürdüğünüz yiyecek içeceklerle piknik yapabilirsiniz. Ben bu parkta gerçekten huzur dolduğumu hissettim ve parkta planladığımızın 3 katı kadar da zaman geçirdik, bu da yetmedi tabii ki fakat görmemiz gereken yerleri bitirmeden şehirden ayrılmak istemedik.

Neboticnik


Parktan sonra Neboticnik isimli gökdelenin tepesinden biraz şehri seyrettik. Bu gökdelen Ljubljana’nın ünlü yapılarından biri ve en üst katında bir kafe-bar da bulunmakta.

Gökdelenden sonra tekrar merkeze döndük. Şansımıza merkezde çeşitli ülkelerden standların kurulup yöresel kıyafet ve hediyeliklerinin sergilendiği, çeşitli yöresel yiyecek içeceklerin ikramının yapıldığı tatlı bir festivale denk geldik. Aynı zamanda ülkelerden temsilciler sırayla sahneye çıkıp şarkılarını söylüyor, yöresel danslarından gösteriler sunuyordu. Çok keyifli bir etkinlikti. Burada birkaç gösteri izleyip, Endonezya kahvesi deneyip Türkiye standındaki Büyükelçilik görevlileriyle biraz sohbet ettikten sonra Ljubljana Katedrali’ni ziyaret etmek üzere festivalden ayrıldık.

Ljubljana Katedrali

Çoğu Avrupa şehrinde göreceğiniz katedrallerden çok daha küçük olan bu katedralin içi kesinlikle görülmeye değer. O huzurlu sessizlik içinde tavan resimlerine, süslemelerin o incecik detaylarına dalmak insana iyi geliyor diyebilirim. Katedralin girişi 2 Euro.

Lolita Kafe

Prekmurska Gibanica

Katedralden çıktıktan sonra biraz dinlenmek ve Slovenya'nın ünlü tatlısı Prekmurska Gibanica'yı denemek üzere, internette önerilere rastladığımız Lolita Kafe'ye gittik. Prekmurska gibanica, elmalı tarçınlı keke benzeyen hafif ve güzel bir tatlı. Nehir kenarında yer alan bu kafede siz de uygun fiyata lezzetli tatlılar ve kahveler deneyebilirsiniz.

Nehir Kenarında Yürüyüş


Triple Bridge’den Dragon Bridge’e giden yolu takip ederek, nehir boyunca Dragon Bridge’i de geçtiğinizde şehirden biraz uzaklaşmış oluyorsunuz ve nehir kenarında insanların oturup sohbet ettiği tatlı yerlere varıyorsunuz. Biz de biraz yürüyüş yaptıktan sonra burada oturup biraz nehri, biraz şehrin güzelliğini biraz da etraftaki insanları seyrederek dinlendik.  Seyahatimizin en keyifli anlarından biriydi bu da.

 Burada biraz dinlendikten sonra Otobüs İstasyonu’na doğru yürümeye başladık. İstasyona yakın olduğu için Metelkova’yı bir de gündüz ziyaret ettik, daha sonra gardaki McDonalds’ta karnımızı doyurduk ve Rijeka’ya dönüş otobüsünde yerimizi alarak gezimizi tamamlamış olduk.

6 yorum:

  1. Harika gözlem yeteneği ve müthiş sözcük hazinesiyle bezeli çok güzel bir gezi notu👏👍😍

    YanıtlaSil
  2. Oldukça detaylı doyurucu bilgi ve güzel anlatım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Gitmiş, gezmiş gibi olduk Denizciğim. Görebileceğimizden hisesedebileceğimizden fazlasını anlatmışsın. Hem de ne güzel anlatmışsın.

    YanıtlaSil