2026 CANNES FİLM FESTİVALİ SEÇKİSİ: ANA YARIŞMA

Minotaur (Andrey Zvyagintsev)


Dönüş (The Return, 2003) ve Sevgisiz (Loveless, 2017) gibi sevilen filmlerde imzası olan Rus yönetmen, bu yıl Cannes Film Festivali’de Minotaur filmiyle yarışacak. Politik gerilim ve drama türündeki filmin konusu özetle şöyle: Çalışanlarını işten çıkarma hazırlığında olan bir şirket yöneticisi aynı zamanda eşinin kendisini aldattığını öğreniyor.

Filmin başrollerinde Iris Lebedeva, Dmitriy Mazurov, Varvara Shmykova, Juris Zagars ve Anatoliy Beliy yer alıyor.

 

The Beloved (Rodrigo Sorogoyen)


Başrolde Javier Bardem’i <3 görmemizle beni çok heyecanlandıran filmin konusu özetle şöyle: Ünlü bir yönetmen (Javier Bardem) ve oyunculuk kariyerinde zorluklar yaşayan kızı (Victorio Luengo) yıllar süren küskünlüğün ardından birlikte bir film çekerler ve ikisinin de yüzleşmek istemediği sorunlu bir geçmişle karşı karşıya kalmak zorunda kalırlar. 

İspanyol yönetmenin ünlü yapımları arasında Canavarlar (The Beasts, 2022) filmi ve Mubi’de oldukça sevilen Birlikte On Yılbaşı (2024) dizisi yer alıyor.

 

The Man I Love (Ira Sachs)


Pasajlar
 (Passages, 2023) filmiyle ses getiren yönetmenin müzikal-fantastik yeni filminde 1980’li yılların sonlarında HIV ile enfekte bir tiyatro oyuncusunun muhtemelen son büyük rolünü izleyeceğiz. Başrollerde Bohemian Rhapsody filmindeki Freddie Mercury rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı kazanan Rami Malek, Tom Sturridge, Luther Ford, Rebecca Hall ve Ebon Moss-Bachrach yer alıyor.

 

1949 (Pawel Pawlikowski)


Ida (2013) ve Soğuk Savaş (Cold War, 2018) gibi filmleriyle çok sevilen Polonyalı yönetmenin yeni filmi, festivalin en heyecanla beklenenlerinden biri. 1949'da Alman yazar Thomas Mann ve kızı Erika, ABD'nin kontrolündeki Frankfurt'tan Sovyet kontrolündeki Weimar'a kadar, harabe halindeki Almanya'da bir yolculuğa çıkarlar. Başrollerde Hanns Zischler ve Sandra Hueller’i görmek güzel olacak belli ki.

Film karşımıza Vatan (Vaterland veya Fatherland) gibi isimlerle çıkabilir, şaşırmayalım.

 

Moulin (László Nemes)


Özellikle ‘’The Zone of Interest’’in ödül aldığı törendeki konuşmalar karşısında İsrail destekçisi tavrı takınan bir yönetmen olduğundan fazla açıklama yapmak istemiyorum kendisi hakkında. Fransız tarihinden dram-savaş türünde bir film bu: Charles de Gaulle için direniş gruplarını bir araya getirmek amacıyla Nazi işgali altındaki Fransa'ya gönderilen Jean Moulin’in hayatını konu ediniyor. Gizli kalmaya çalışsa da sonunda ihanete uğrayıp Gestapo'ya teslim edilen Moulin (Gilles Lellouche), defalarca işkence görür ama asla pes etmez. Azmi, direnişe ilham verir ve Fransa'da özgürlük için yeni bir mücadelenin başlamasına yardımcı olur. 

 

Histories de la nuit (Léa Mysius)

Ava (2017) ve Beş Şeytan (Les Cinq Diables, 2022) gibi filmlerin yönetmeninden yeni bir eser: Fransa kırsalındaki küçük bir köyde geçen hikaye, bir adam ve karısını, kızlarını ve sanatçı komşularını konu alıyor. Adam karısının doğum günü için bir sürpriz planlarken, açıklanamayan olaylar köyün sakin yaşamını alt üst etmeye başlar ve gece çöktüğünde kabus gibi bir olaylar zincirine dönüşür. Başrollerde Hafsia Herzi, Bastien Bouillon, Monica Bellucci yer alıyor.

Yönetmen Ismael'in Hayaletleri (Les Fantômes d'Ismaël, 2017), Paris, 13. Bölge (Paris, 13th District, 2021), Emilia Pérez (2024) ve Öğle Güneşinde Yıldızlar (Stars at Noon, 2022) gibi birçok filmin senaryo sürecinde yer aldı.

 

Fjord (Cristian Mungiu)


Başrolde Renate Reinsve’yi görmemle kişisel olarak çok heyecanlandığım bir film oldu Fjord. Kendisini ilk defa Joachim Trier filmleri dışında bir yerde izleyeceğim, yine mükemmel olacağına eminim.  Sebastian Stan de başrolde…

Filmin konusu özetle şu: Katolik ve Romanyalı olan Gheorghius ailesi, bir Norveç köyüne yerleşir ve komşu evde yaşayan Halberg ailesiyle kısa sürede yakınlaşırlar. Çok farklı yetiştirilme tarzlarına rağmen, her iki ailenin çocukları kısa sürede yakın arkadaş olurlar. Ta ki Gheorghius ailesinin kendi çocuklarına zarar verdiğinden şüphelenilene kadar…

Filmin yönetmeni Cristian Mungiu 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (4 luni, 3 săptămâni și 2 zile) filmi 2007 Altın Palmiye Ödülü’ne layık görülmüştü. Yönetmenin diğer ünlü filmleri arasında Tepelerin Ardında (După dealuri, 2012) ile 2012'de En İyi Senaryo, Mezuniyet (Bacalaureat, 2016) yer alıyor.

 

Notre Salut (A Man of His Time) (Emmanuel Marre)


Çok sevdiğim 
Zero Fucks Given filminin yönetmeninden yeni bir eser göreceğiz bu yıl. Filmin konusu: Eylül 1940'ta, Mareşal Pétain'in yeni kurulan rejimi hükümetini kurarken, Henri Marre tek başına Vichy'ye gelir. Değişen siyasi ortamda bir rol edinmeyi umarak, Fransa'nın çöküşünden sonra yenilenmeye doğru yol gösterebileceğine inandığı "Notre salut" (Bizim Selamımız) adlı bir el yazmasıyla ofislerde, kafelerde dolaşarak insanları fikirlerini okumaya ve desteklemeye ikna etmeye çalışır. Tanınmak için mücadele ederken kişisel hırsları, Vichy yönetimini çevreleyen fırsatçılık, belirsizlik ve ahlaki uzlaşmalarla çatışır.

 

Gentle Monster (Marie Kreutzer)


Korsaj
 (Corsage, 2022) ve The Ground Beneath My Feet (2019) filmleriyle tanıdığımız yönetmenin yeni filmi: Ailesiyle birlikte kırsal bölgeye taşınan ünlü bir piyanist, hayatını altüst eden bir gerçeği ortaya çıkarır ve bu durum onu ​​aşkın, güvenin ve aldatmanın karmaşıklığıyla yüzleşmeye zorlar.

Veee en güzeli de başrolde          Léa Seydoux’yu izleyecek olmak. Kendisine Catherine Deneuve, Jella Haase, Laurence Rupp gibi isimler eşlik ediyor.

 

Hope (Na Hong-Jin)


Kore yapımı bilim kurgu-gerilim filmlerini özlemedik mi? Neyse ki bir tane geliyor. Üstelik 
Kara Büyü (The Wailing, 2016), Ölüm Denizi (The Yellow Sea, 2010), Ölümcül Takip (The Chaser, 2008) filmleriyle gayet iyi tanıdığımız ve sevdiğimiz bir yönetmenin imzasıyla…

Uzak bir liman kasabasında bir kaplanın ortaya çıktığından şüphelenilir ve yerel polis şefi Bum-seok uyarılır; bu durum topluluğu kaosa sürükler. Ancak yerel bir acil durum olarak başlayan olay, kısa sürede korkunç bir gizeme dönüşür ve kasaba sakinlerini bilinmeyenle yüzleşmeye zorlar.

 

Nagi Notes (Koji Fukada)


Japonya’dan güzel bir eser geliyor galiba: 

Yoriko, yasını tutmaya dayanamadığı eski bir aşk ilişkisinin hayaletleriyle boğuşmaktadır. Yakın zamanda eşinden ayrılan Yuri, bir ziyaret için Tokyo'dan geldiğinde, iki kadın da kendilerini bir yol ayrımında bulur; her biri geçmişten kurtulmanın ve kimliklerini tanımlamanın yollarını aramaktadır.

Duygusal, sakin, insanı yormadan bağ kurulabilecek bir filme benziyor. Üzgünüm, Bebeğim (Sorry, Baby, 2025) gibi bir iç burkuculuk ve sıcaklık bekliyorum bu filmden.

 

Sheep in the Box (Hirokazu Kore-eda)


Bitmeyen Yürüyüş (Still Walking, 2008), Like Father, Like Son (2013) ve Arakçılar (Shoplifters, 2018) gibi bayıldığım filmlerde imzası olan yönetmenin yeni filmi beni çok heyecanlandırdı.

Hikaye yakın gelecekte geçiyor. Mimar ve inşaat şirketi sahibi bir çifti izliyoruz, çift insan benzeri bir robotu evlerine oğulları olarak kabul ediyor.

 

Garance (Another Day) (Jeanne Herry)


Garance (Adèle Exarchopoulos) ünlü olmayan genç bir oyuncudur. Alkolü hem bir kaçış hem de destek olarak kullanır. Zamanla hayatında büyük değişiklikler olur ve 8 yıl boyunca taşınmalar, işler, ilişkiler, partiler, kaygılar ve mutluluklar arasında bir yolculuğa çıkar. Bu süreçte hem duygusal hem sosyal hem de cinsel anlamda dönüşüm yaşar. Ancak alkol tüketimi giderek artar ve sonunda bu durum onu ölüm riskiyle yüz yüze getirir.

Aşina olmadığım bir yönetmenden ilgi çekici bir film izleyeceğimi hissediyor, heyecanla bekliyorum.

 

The Unknown (Arthur Harari)


The Unknown, yönetmen Arthur Harari tarafından Léa Seydoux için özel olarak yazılmış, fantastik ve psikolojik unsurları birleştiren bağımsız bir film. Film, Harari’nin kardeşi Lucas Harari ile birlikte geliştirdiği Le cas David Zimmerman adlı çizgi romandan doğmuş. Senaryo, Harari kardeşlerin yanı sıra Justine Triet ve Vincent Poymiro’nun katkılarıyla yazılmış.

Hikâye, 40 yaşındaki yalnız ve içine kapanık fotoğrafçı David Zimmerman’ın, arkadaşlarının zoruyla gittiği bir partide gizemli bir kadına takıntılı şekilde ilgi duymasıyla başlar. Gece boyunca onu takip eder ve hayatı beklenmedik bir şekilde değişir. Ertesi gün uyandığında ise kendini o tanımadığı kadının bedeninde bulur.

 

All of a Sudden (Ryusuke Hamaguchi)


Film, filozof
 Makiko Miyano ile tıbbi antropolog Maho Isono arasında yazılmış mektuplardan esinleniyor. Bu mektuplar, Miyano’nun metastatik meme kanseriyle mücadelesi sırasında hayat, hastalık ve ölüm üzerine düşüncelerini içeriyor. Miyano, kitabın önsözünü yazdıktan kısa süre sonra bilincini kaybedip 15 gün içinde hayatını kaybetmiş.

Hamaguchi, Drive My Car sonrası birçok teklif almasına rağmen bu projeyi, mektuplardan çok etkilenmesi nedeniyle seçmiş.

Film Fransa’ya uyarlandığı için yönetmen, Fransa ile Japonya arasında bağ kurmak adına “Humanitude” adlı bakım yaklaşımını merkeze almış; bu yöntem insan onurunu ve insani ilişkiyi tedavinin merkezine koyuyor.Film Fransa’ya uyarlandığı için yönetmen, Fransa ile Japonya arasında bağ kurmak adına “Humanitude” adlı bakım yaklaşımını merkeze almış; bu yöntem insan onurunu ve insani ilişkiyi tedavinin merkezine koyuyor.

 

The Dreamed Adventure (Valeska Grisebach)



Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye sınırında yaşayan bir kadın, bir arkadaşına yardım etmek için özel bir anlaşmayı kabul eder. Ancak bu karar onu tehlikeli bir durumun içine sürükler ve kendi arzularıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Alman bir kadın yönetmenin gözünden bu hikayeyi görmek ilginç olacak. Klişelere kaçan bir hikaye olmasından korkuyorum sadece…

 

Coward (Lukas Dhont)


Birinci Dünya Savaşı sırasında, cephe gerisindeki askerler morallerini yüksek tutmaya çalışırlar. Savaş söylemlerinin etkisiyle, her biri kendi başa çıkma yöntemini arar. Savaş alanında kendini kanıtlamak isteyen genç Belçikalı asker Pierre, cephe gerisinde moral yükseltmenin bir yolunu bulması istenen Francis ile tanışır.

Girl (2018), Close (2022) gibi ödüllü filmlerde imzası bulunan yönetmenin yeni filmi de hayal kırıklığı yaratmayacak bir filme benziyor. Merakla bekliyorum. 

 

The Black Ball (La Bola Negra) (Javier Ambrossi ve Javier Calvo)


Hikaye İspanyol tarihinin üç farklı döneminde; 1932, 1937 ve 2017 yıllarında geçiyor ve birbirine bağlı üç eşcinsel erkeğin hayatlarını konu alıyor. Federico García Lorca'nın tamamlanmamış bir oyunundan esinlenilmiş. Oyuncu kadrosunda Guitarricadelafuente, Carlos González, Miguel Bernardeau veee Penélope Cruz gibi isimler var.

Javier Ambrossi ve Javier Calvo, uzun süredir birlikteydi. Los Javis olarak tanınan çift, filmin çekimleri devam ederken ayrıldıklarını açıkladılar ama bu durumun işlerini engellemesine izin vermemişler. Hatta gelecekte de birlikte projelerine devam edecekleri söyleniyor.

 

A Woman’s Life (La Vie d'une Femme) (Charline Bourgeois-Taquet)


Gabrielle, hayatı işi ve sorumluluklarıyla geçen, orta yaşlı, çocuksuz bir cerrahtır. Sevgi dolu bir eşi ve bakıma muhtaç annesi dışında özel hayatına ayıracak vakti olmayan biri Gabrielle. Ama bir yazar, romanı için onu çalışırken gözlemlemeye başlayınca hayatı değişmeye başlar.

Fransız yönetmenin Anaïs in Love’dan sonraki ikinci uzun metraj filmi. Komedi-dram türünde. Bana çıtır çerez, keyifli bir film hissi verdi.

 

Parallel Tales (Asghar Farhadi)


Son filminin senaryosunu öğrencisinden çaldığı iddialarıyla gündeme gelmişti Farhadi. Öncesinde en sevdiğim yönetmenlerden biriydi ama artık daha temkinli yaklaşıyorum… Yine de her filmini sevdiğim gibi bunu da severim muhtemelen.

Oyuncu kadrosu inanılmaz bu arada: Isabelle Huppert, Catherine Deneuve, Vincent Cassel… Aşırı heyecan verici değil mi?

Filmin konusunun 2015’te Paris’t gerçekleşen Bataclan terör saldırıları olabileceği iddia ediliyor. Letterboxd’da ise şöyle özetlenmiş: Genç bir adam, kendisinden yaşça büyük bir kadına delicesine aşık olur ve bu durum onu ​​tehlikeli bir saplantıya sürükler.

 

Amarga Navidad (Bitter Christmas) (Pedro Almodovar)


Bir Almodovar filmi ne kadar kötü olabilir ki diyebiliriz ama tersi de doğru gibi… Bilemiyorum gerçekten ama merakla bekliyorum.

Annesinin ölümünün ardından reklam yönetmeni Elsa, acısıyla başa çıkmak için kendini tamamen işine adar. Hastalığı nedeniyle ara vermek zorunda kalınca, arkadaşı Patricia ile Lanzarote'ye seyahat etmeye karar verir. Bu kadınların hikayesi, bir senarist ve film yönetmeninin hikayesiyle paralel ilerler ve hayat ile kurgunun nasıl ayrılmaz bir şekilde, bazen acı verici bir biçimde, birbirine bağlı olduğunu gösterir.

1 yorum: